HAYATA DAİR
Blog |
süper zeka
23 Eylül 2007 Pazar
Nebraska’da yasli bir adam yasardi. Patates ekini icin bahceyi bellemesi
gerekiyordu, lakin bu cok zor bir isti. Tek oglu olan David ona yardim
edebilirdi fakat o da hapisteydi.Yasli adam ogluna bir mektup yazdi ve muskulatini izah etti.
Sevgili David,
Patates bahcemi belleyemeyecegimden kendimi cok kotu hissediyorum.
Bahceyi
kazmak icin oldukca yaslanmis sayilirim. Burada olsan butun
derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahceyi benim icin hallederdin.
Sevgiler Baban
Bir kac gun sonra oglundan bir mektup aldi
Babacigim,
Babacigim Allah askina bahceyi kazma, ben oraya cesetleri gommustum.
Sevgiler David
Ertesi gun sabaha karsi 4′de FBI ve yerel polis cikageldi ve tum sahayi
kazdi lakin hic bir cesede rastlamadilar. Yasli adamdan ozur dileyerek
gittiler. Ayni gun yasli adam oglundan bir mektup daha aldi.
Babacigim,
Simdi patatesleri ekebilirsin. Bu sartlarda yapabilecegimin en iyisini
yaptim.
Sevgiler David.
|
|
||
|
vazgeçtim seni özlemekten
şimdi sabah ezanları
artık mektupsuz kalsa da bıraktığım ellerin
|
||
|
|
||
|
|
|
YAZIK! Hem kıyasıya harcıyorsun kendini, William Shakespeare
Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun. ………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..
|

Bu gece yokluğunun dökümünü yapıyorum. Aylar önce sensizliğe yazdığım şiiri okudum, birde dün gece yazdığımı…
Hiç fark yok… Neden azalmıyorsun bende? Neden gidişin dün gibi?
Neden sana yazdığım her yazı, hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim
Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim… ve şuna emin ol; hiç
kimse, yok’ken bu kadar sevilmedi…
Benim karşıma “aşk” diye bu sonucu çıkaran, yarım kalmış’lıktan başka bir şey değil, bunun farkındayım..
Ama iyi ama kötü, bitmeli her hikaye! Sen bitmedin. Bitmeyensin..
Ayrılığın adını koyamadık sevgilim. İşte bu yüzden kopamadık birbirimizden bir türlü.. Ben
yarım kalan ve adı konmayan hiç birşeyi unutmam…unutamam….. İçimde sızısı kalır. Ya herşey yaşanacağı yere kadar yaşanıp sona ermeli ya da
ayrılık sözkonusu olduğunda bir daha kimsenin çıtı çıkmamalı!
Biz bunu başaramadık, ayrılamadık!
Sen yaşanıp da bitseydin eğer hatrıma gelmezdin. Seni bu kadar yazılası yapan, yarım kalmışlığındır..O gecenin sabahında, ayrılığın aklına nerden geldiğini biliyorum…
Anlamıştın benim soyut’ a tutkun olduğumu… O yüzden gittin kim bilir… Sevilmek
için, güzel hatırlanmak için, kayıplara karışmayı tercih ettin… haklıydın
belki de… Olağan hiç birşeyi sevemedim ben hayatım boyunca…..
Herkesin,her an yaşadığı hiç birşeyi benimsemedim… Ben yaşadığım hiçbir
aşkı hayatın akışına bırakmadım. Bunu yapanlar her zaman kaybeder… Zaman denilen kavram düşmanıdır aşkın…
eğer ortada aşk denen bir şey varsa, ne yapıp edip zamanı durdurmalı. Biz
bunu başaramadık…. oysa bu o kadar zor bir şey değildi sevgili… Farklı
bir dokunuş,ağızdan çıkan ve bugüne kadar kullanılmamış bir söz yeterdi
zamanı durdurmaya….. Ben, aşktan söz açıldığında zamanı durduramayan
kimseyi sevemedim… Ondandır belki de varlığında sevemediğim insanları,
yokluğunda düşlemek…. Belki de onandır, yanındayken yüreğinin gurbetine
düştüğüm bir sevgiliyi, sılasında özlemek..
Yokluğun hiç de adil değil… beni yok ediyor, seni var ediyor
sevdiğim..Evet seviyorum seni varlığına rağmen!
Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezatını çözemedim…
Artık seni yaşamak istemiyorum! ….
öyle bir sen yarattım ki sen yokken, yaşanıldığı an yitirir anlamını…
sen yokken yarattığım sen, yasakladı sana dokunmamı… Sana düşman bir sen
var içimde…. seni senle savaştıryorum, olan bana oluyor…
|
Gidişin beni yaralamadı, aksine daha bir sevilir hale geldin…
_______ Ilık rüzgarla gelen 1 müzik sesiyle daliverdim uzaklara
Kan kokuyor hava
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum… Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek… Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim…“Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile… “Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum, yada bitirmek isteyerek… Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.Yine senden habersiz…Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz…Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz “bir tanemmm” olmuştun sen…Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni, Sen birtanem din! Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel’din… Aşk Özel’di…. “Yağmurda Aşk Başkadır” diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen ellerini severek başladım seni sevmeye… Önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye…Sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi… Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın… Ve ben her seferinde en baştan başladım…Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok… Ben senden vazgeçmek istiyorum! Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum…Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum…Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen…Zaten kolay olan ne vardı ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark yoktu….Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım…Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten “bir taneydin”! İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım! Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum…Bu yüzden yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi… Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdimden hiç bahsetmeseydim Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum! Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum. Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum… Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum! Ne zaman Aralık’ta bir yağmur yağsa, ben geceler’de ıslanıyor olacağım,Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arıyor olacağım… Ben Kaybettim… Sen Kazandın! Artık sesimi duymayacaksın… Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum…. Gelmedin! Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum…Ama ben artık gidiyorum.. Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile… Ve Lütfen, Aralık’ta yağmur yağdığında sakın İstiklale gelme. Sana sımsıkı sarılmak istiyordum…. Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum…
Gözlerimin değdiği her yerdesin.
Çorbamı karıştırırken,
Her simada, sen bakıyorsun bana
Ne zaman sahile inmeye görsem ,
|
Ben giderken,
Dimdik ol diyorsun.
Eğme başını !
Söylesene,
Nasıl şahitlik eder bu gözler,
Ellerimin arasından kayıp ta gitmene?


Yaralı bir serçe bulmuştuk bir gün,
Hatırlıyor musun?
Avuçlarında, nasılda titriyordu korkudan,
Acımasına rağmen,
Nasılda çırpıyordu kanatlarını.
Bak şimdi ben çırpınıyorum avuçlarında,
Yüreğim acıyla çırpıyor kanatlarını..
Ve haykırıyor avaz avaz ..
GİTME!..


Evet korkuyorum,
Hem de çok korkuyorum sensizlikten
Gidişini düşündükçe,
Üşüyorumda çok.
Ürperiyorum.
Yollarına kapanasım geliyor.
GİTME!..


Bir gece çok ateşlenmiştim,
Ve sen sabaha kadar ,
Bir an dahi ayrılmamıştın başucumdan
Sen hep yanımda kal diye,
Ateşim hiç düşsün istememiştim.
Tenimden süzülen her boncuk ter,
Ruhumun feryadıydı aslında,
GİTME!…


Şimdi görüyorum ki boşuna feryatlarım
Gideceksin biliyorum..
Namlusundan fırlamış bir kurşun gibi
Uzaklara düşecek kovanım.
Öksüz kalacak sensiz yarınlarım.
Yetim kalacak rüyalarım…


Başını dik tut deme bana.
Gidişine şahit olmayacağım.
Gitme diye yakarışlarıma bakıp
Sanmayasın ki zavallıyım.
Çünkü bir kez gidersen
Ve bir gün dönmek istersen geriye
Bıraktığın yerde olmayacağım!…



Sen hiç dertleştinmi yalnızlıkla?
Peki ya senin hiç sensizliğin oldumu?
Ya hiç güneşi beklerken,tutulduğuna şahit oldunmu?
Yarını beklerken,farkında olmadan saatin yarını gösterdiği oldumu?
Herşeyini feda ettiğin vurdumu seni usuldan hiç?
Birden etrafı izlerken gülen insanları fark ettiğinde,
Ne zamandır suratının asık olduğundan habersiz oldunmu?
Göz yaşlarını farkettirmemek için yağmuru bekleyip ağladınmı hiç?Seni beklemiyorum artık..Gülüşün var sadece aklımda ve gözlerin..
Sevgimi güneşe sardım sıcak kalması için..
Umudumu yağmura yatırdım,her damlada biraz daha büyümesi için..
Kötü ne varsa,üzerine bir avuç toprak attım yok olması için..
Seni sana bıraktım!!Herşeyden herkesten habersiz..
Elvedasız yok oluşum senden ..
Şimdi gülüceklerin başkasının olsun..
Gözlerinde…
Teninde..
Kokunda..Şimdi Dışından yalan da olsa gül..
İçin kan ağlamayı tat..
Şimdi Başkasına bana baktığın gibi Bak..
Utan..
Tenine başkası değsin..
Kokunu saklamaya çalış..ve yalancı bi tebessüm savur…Durma Hadi Gül…
Gözlerin Kan çanağı oluncaya kadar Gül!!
Haykırırcasına Sus!!


Yazma diyorsun bana…
yazma..
çünkü yazdığın her satırda,
kalbimi bir kez daha yerinden söküp götürüyor
hasretle közlenmiş kelimelerin..
yüreğimi parçalıyor, dağlıyor özlemin..
aklımdan ve gözlerimin önünden
bir an dahi çıkmayan ve beynimi
çıldırasıya meşgul eden hayalin
dahada çakılıyor gözbebeklerimin tam ortasına..

Oysa ben aldığım her nefeste ,
yüreğimin en derinlerine saplanan
yokluğunun hançeriyle kanayan yaralarımı
bastırmaya çalışıyorum kelimelerimle..
belki ben yazdıkça ve sen bildikçe
içimdeki bu derin özlemi ve sevgiyi ,
çaresizliğin sırtını çürüten ağırlığı altında
ezildiğin için yazma diyorsun bana..
ayakların bana gelmek isterken
prangalarla bağlı bir mahkum gibi,
mecburi bir istikameti takip ediyor olmanın
kahreden hissi dökülüyor dillerinden..

YAZMA ! KELİMELERİNLE VURMA BENİ !
Peki yazmazsam nasıl anlatabilirim sana,
içimde kutsal bir kitap gibi taşıdığım,
tövbe adeta bir din gibi inandığım,
sevdiğim seni?
Yazmazsam nasıl anlatabilirim,
bir karabasan gibi üzerime çökmüş sensiz geceleri?
Sen olmadan hayatımın makineye bağlanmış,
ötenazi bekleyen bir et yığınında yer işgal ettiğini?
Söylesene yazmazsam nasıl anlatabilirim
varlığınla içimde yeşerttiğin çiçek bahçelerini?
Dünyalar yansa bana bişey olmayacağına inanmama sebep olan güveni?
Sevdanla yoluma serdiğin,
gökkuşağında yer almayan hayatın tüm renklerini …
Hem bilir misin ki acıyı bile elinden tatlı niyetine yediğimi?
koynuna kıvrılıpta birlikte izlediğimiz bir filmden duyduğum hazzı, neşeyi?
Yazma diyorsun bana,
söyle,
yazmazsam nasıl anlatacağım yüreğime sığdıramadığım bu coşkuyu,
sevgiyi ?
Adını bir dua gibi her an zikredişimi..

Yazma diyorsun bana…
yazma..
çünkü yazdığın her satırda
kalbimi bir kez daha yerinden söküp götürüyor
hasretle közlenmiş kelimelerin..
Ya benim kalbim?
Sen kalbimi , beni ilk sevdiğini söylediğinde söktün..
O gün bugün sende atıyor kalbim!..

|
Sen giderken kalbim ve dudaklarım ayrı ayrı haykırır ardından keşke duyabilseydin bir kerecik kalbimin sesini…. Git.. yüzüme öyle bakma git. hiç durma, bir gidenin bir daha asla giremeyeceği kapı orada git.Hiçbirşey açıklamak zorunda değilsin. Giderken söyleyecek şey bulamaz insanlar.Sen bahanelerin ardına sığınanlardan olma git.((Oysa daha doyamadım sana..Kokunu yeterince çekmedim içime…Yapacağımız ne çok şey vardı.. Neler planlamıştık?.. Şimdi ne yapacağım ben?Nasıl duracağım ayakta?”kal”dersem kalırmısın yar? nasıl istiyorum yalan bile olsa “Bu gidiş sadece zorunluluktan, bekle beni döneceğim” demeni…))Her aşk biter, sen de git.Hem zaten biteceği daha baştan belli bir aşktı bizimkisi.Sen gitmesen belliki birgün ben gidecektim. Herkes kendi tercihini yaşar ve sen tercihini yaptın. Rahat ol git.Aklın kalmasın burada. Dramatik vedaların kahramanları olmayalım, git.((Benim aklım sende kalacak. Sadece aklım değil yüreğimde… Bitmezdi bizim aşkımız. Asla terk etmezdim seni. Benliğimi, varlığımı, hayatımı adamıştım ben bu aşka. Beni tercih etmeni isterdim, benimle yaşamanı isterdim.Şimdi kimi ya da neyi seçtiğinin ne önemi var artık? Ağlayacağım ardından kahretsin ağlayacağım…..))İstersen dost olabiliriz, haberleşiriz birbirimizle.Mutlu olmanı isterim. Sen mutluluğu hak eden bir insansın. Elbette ben de mutlu olacağım merak etme, git. Hayatımıza başkaları girecek ve biz belkide birlikte yaşadıklarımızı bir süre sonra hatırlamayacağız bile, git. Hangi yara kabuk bağlamamışki bugüne kadar? Hangi ateş sönmemişki? Yapman gerekeni yap, git ((Sensiz olabilirmiyim ben yar? Unutabilirmisin bu kadar kolay? yaşadığımız onca şeyi silebilirmiyim? Mümkün değil, seni içimden çıkartıp atmam mümkün değil. Biliyorum, hiçbir ilaç iyileştirmeyecek senin açtığın yarayı. Senin yaktığın sevda ateşi hiçbir zaman sönmeyecek. Senin mutlu olmanı istediğimde yalan. Mutlu olma yar, benim gibi sen de mutlu olma.Belki o zaman yeniden dönersin bana…)) Haydi zaman geçiyor artık, git. Hem neden suratın asık? Sevinmelisin gittiğine. Aslında sana teşekkür etmeliyim. Beni bu aşkın yükünü taşımaktan kurtardığın için. Rahatladım biliyormusun? bende kalan birkaç parça eşyanı da gönderirim ardından. Fırsat buldukça ararım seni, haydi git. ((Gitme benim güzel sevdalım, gitme. Beni bu aptal dünyada bir başıma bırakıp gitme..Gidip de yüreğimi öldürme.. İçim acıyor, kalbim sıkışıyor. Ben asıl sensizliğin yükünü taşıyamam gitme ama gittin !!! Seni dilediğim gibi düşünebilirim artık Beni bunca saracak ne vardı Belki karşımda değilsin yanılıyorum Ne dedimse inanma,seni değil kendimi aldatıyorum
|
Aşk beklerken,
Dalları yeşermişken,
Çiçekleri tomurcuk vermişken,
İçi içine sığmazken gel.
Vaktinde gel ki,
Yaprakları sararmasın
Gel ki,
Çiçek açmadan kurumasın.

Aşk,küsmeden gel.
Sabırsızdır..bekletme
Gel ki,
Bıkmasın,gitmesin senden.
Küserse bağışlamaz
Bencildir;
Alevler için de kalsan da,
Dönüp bakmaz.

Aşk; yeni bir aşka gitmeden gel…
NASIL BİR MASAL . . .
Ağlamak yok dedim artık sevdiğini bırak gitsin eğer seviyorsa mutlaka geri dönecektir, dönmediyse zaten hiç senin olmamıştır. Gidişinle yüreğime bir çizik attın bu yüzden tek ilacım sensin.
Ayrılığa çok uzak duran gönlüm, yüreğimin tek basımlık gazetesine benden habersiz ilanlar verdi. Sevdamı, kaybettim hükümsüzdür. Ne bir cevap geldi ne de bir telefon. Masamdaki son gülde soldu solacak. Senden gelen nefesi bekliyor…
Sen dönülmez bir yolmuşsun kestiremedim bunu önceden ama aradığım adreste senmişsin meğer. Kendimi sana giden yolun başlangıcında sanırken aslında sana o kadar yol almışım ki farkında olmadan bu yüzden sensiz yapamayışım.
Menzilim sendin tek bildiğim buydu Geri dön dersen dönemem bir tanem çünkü ben senden habersiz seni alıp gitmişim, sana ulaştıktan sonra ben menzili bile geçmişim sen bu yüzden benden bir adım gerisin sevgi yarışında ben seni çoktan geçtim Ardımda sevdalarım, önümde ıslak toprak kokusu kalmıştı.
Vazgeçemeyişim ile sabahladım, avuçlarımdaki kalp kırıntılarıyla. Bir sana kadeh kaldırdım bir de soğuk kaldırımlara. Gökteki yıldızları meze yaptım. Ve senden habersiz hepsini kalbime sapladım.
Bulutlara elimi uzattım yüreğimde şimşekler çaktı. Heyecanlarım coştu , koştu, yoruldu ve sensizlikle duruldu…
Nerden sevdim dedim. Cevabını bulamadım. Neden sen dedim. Bu sorunun da cevabını bulamadım.
Söküğünü dikemeyen terzi gibiydim. Sökülmüştü yüreğim bir baştan bir başa. Titrek ellerim ne iğneyi tutar ne de ipliği.
Şimdilerde bir hoşum, bir elimde hüznün kadehi diğerinde çocuksu sevdam. içimde ki çocuk Minik parmaklarıyla elindeki süt beyaz tebeşirle yazılar yazmakta karanlık odamın soğuk duvarlarına.
Küçük harflerle başlayan büyük harflerle son bulan. Eğricik, kargacık, burgacık. özLeDİM…
Yoksa gençliğin en çağlayan zamanında uçarı bir sevda mıydın umarsız bir sevgi miydin….
sana dokunamamak, seni doyasıya seyredememek, yanına sığınamamak ne bir çocuksu sevda kaldırabilir bu yükü nede uçarı bir aşk dayanır en genç vücuduna rağmen çöker omuzları, aslında hep varken bile, yanımda olmayışına, benim için hep hayallerde kalacağına dayanılırmı sence
Bir masaldı yaşadıklarım. Bir varmışla başlayan bir yokmuşla son bulmayan.
Nasıl bir özlemekti bu sevgiyi boşlukta, sevdayı bilinmezlikte arayan. Nasıl bir masaldı…yanlızca ikimize gerçek….
GİTGİDE ALIŞIYORUM SANA

|
Gitgide alışıyorum sana… Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz… Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin…Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun… Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan… Alışkanlıklar daima korkutur beni… Düşünki ben yaşamaya bile alışkın değilim… Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır… Fakat şimdi sana alışıyorum… Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni kendimealıştırmaktan korkuyorum… Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum… Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum… Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin… Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı… Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni… Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim… “Bana alış” demeyeceğim… Nasıl olsa alışacaksın bir gün… Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyenibir “ben” yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum… Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor… Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştan başa seni görecekler içimde… Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan… Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni… Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden… Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor… Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri… Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum… Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık… Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz…Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum… Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde… Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim… Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez… Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil… Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız… Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle… Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık… Ümit Yaşar OĞUZCAN |
||
| . | ||

Susma, söyle hadi
Gideceksin değil mi?
Ne hesap sorarım sana
Ne ‘Düşün’ derim halimi
Al hazırladığın valize
Koy, tükenmez sevgimi…….
……..
Yüreğimi koy, gözyaşımı koy
Uykusuz geçecek gecelerimi
Sensiz çekeceğim çilelerimi koy..
Ayrılık valizin ağır da olsa
Al, masamdaki resmini de koy
Hatta güneşi koy valizine,
Artık doğmasın üzerime.
Yıldızları da doldur içine,
Aramasın gözlerim seni
Gökyüzünde…………
………
Senden sonra kopacak fırtınaları,
Yaşanmış acı tatlı hatıraları,
Dünü, bugünü ve yarınları,
Koy ayrılık valizine
Koy da git hadi………..
……..
Sanma ardından ağlayacağım,
Sanma yanıp da kahrolacağım,
Tüm duygularımı valizine koydum
Onları seninle yollayacağım
Ve yaşarsam, şayet yaşarsam,
Bir daha aşık olmayacağım………..
Sevmek…Tanrının bize bağışladığı en yüce duygulardan bir tanesi…
Yaşamımıza renk katan yegane şey. Sevmek ve sevildiğini hissetmek,
hissettirmek. Sevmek… her şeyi, dünyayı, yaşamayı, insanları, kuşları, çiçekleri,
denizi, suyu, herşeyi, kendimizi bir de. Biz ulus olarak sevgi dolu insanlarız aslında,
yüreğimiz hep bu ışıltılarla dolu.
Ama sevgimizi dile getiremiyoruz yeterince. Hep içimizde, yüreğimizde saklı tutuyoruz,
nedense kullanmayıp saklıyoruz.
Halbuki ne güzel iki kelimedir “ seni seviyorum ” diyebilmek.
Bu gizemli kelimeyi kullanmaktan korkmasak, içimizden geldiği gibi ve
hissettiğimiz anda söyleyebilsek keşke sevdiklerimize.
Dünün , sabahın ilk ışıklarında yeni açmış bir çiçeğin yaprağındaki çiğ tanesi ile
size gülümsemesini bir kez. içimizi mutlulukla dolduran bu sıcak tablo karısında
“ seni seviyorum güzel çiçek” demek, ne hoş bir karşılamadır onu.
( aptalca mı geliyor size, gelmesin lütfen) Yada aynada yüzünüze bakarken içten
gelen bir gülümseme ile kendi kendimize “ seni seviyorum ” desek, diyebilsek keşke.
“ seni seviyorum ” öyle sihirli ve güçlü iki sözcüktür ki aslında;
söylendiği anda karşımızda akan suları bile durdurur anında.
Eşimize, kızımıza, sevgilimize, emektar köpeğimize, yetiştirdiğimiz çiçeklere,
büyüklerimize , tüm sevdiklerimize söyleyelim her an içimizden geldiğinde; duraksamadan,
” acaba tepkileri ne olur, yada çok söylemeyeyim etkisi azalır ” diye düşünmeden.
Olabilir mi hiç böyle bir şey, etkisi azalabilir mi hiç. Bu iki sözcük ne kadar sık kullanılırsa
insanın içini o kadar okşar, o kadar sevgi ile doldurur, ilişkileri düzene sokar,
uzaklar hemen yakınlaştırır, mesafeleri yok eder.
Ne güzel bir şeydir bunu sıkça kullanabilmek,
alışkanlık haline getirip söyleyebilmek.
Hayatın ne kadar acımasız, ne kadar kısa olduğunu, belki yarın
sevdiğimiz ve değer verdiğimiz kişileri bir daha bulamayacaımızı düşünecek olursanız;
bence şu anda, şu saniyeden itibaren, daha fazla geç kalmadan söyleyelim,
haykıralım sevgimizi; “ seni seviyorum ” diyelim.
Eşimizi yada sevdiklerimizi yolculuğa uğurlarken hazırladımız bavulun içine,
giyisilerin arasına “ seni seviyorum ” yazan minicik notlar iliştirelim.
Bizden önce eve geleceğini bildiğimiz anlarda yine onlar için evin çeşitli yerlerine
“ seni seviyorum ” mesajları bırakalım. İnanın o mesajları gördüklerinde yaşayacakları
mutluluğu kelimelerle anlatmak mümkün olmaz. Bu öylesine güzel bir sıcaklık,
öylesine güzel bir yakınlaşmadır, sözcüklere sığdıramazsınız gücünü.
İçimizde tutup, saklayıp, ayda yılda bir kez söylediğimizde; hayatımızdaki
“keşkelerin” sayısı hızla artacaktır inanın buna.
Oysaki “keşkelerin “geri dönüşleri yoktur; giden yıllarla birlikte onlarda gider,
yakalayamazsınız.
O halde gelin kullanmaktan çekinmeyelim,
“ seni seviyorum ” demeyi de sevelim, tüketelim bolca.
Bilin ki siz kullandıkça tükenmeyecek,
size geri dönşleri katlanarak artacaktır.
Acı nedir bilir misinYanındayken dokunamamak mı..Yoksa gözlerinin içine bakıptaSeni seviyorum diyememek mi..Hasret nedir bilirmisin
Hissettigin duygular icinde kaybolmak
Sevgi selinde yok yere boğulmak
Belki güzel belki yasak aşk
Onu andığın zaman yüreğin sızlar
Gözlerin bir an dolarsa
Ya yaşadıgın hayata üzülürsün
Yada onu çok sevdiğine
Sevmek guzelmiş derler
Adresi nedense hep..
Hüzün sokağına çıkıyor..
Ya hüzne çıkmayan yollar
Nereye çıkar ?
Ben ağlarken o gülse bile
O ağlarken ben yine ağlıyorum
Bazen bir öfke söyletir insana
Bu dünyada ya sen olmasaydın
Yada ben diye…
Aşk bumudur
Yaşatır mazideki kırık hayalleri..
Virane bozgun gönüllere
Sanki yaralı bir ceylana…
Dedim ya aşk hep acımdır
Sevmeyi tanımayıp
Sade ve yalın yaşamak
Yaşamakmıdır hayatı öyle yasamak..
Yada yasak gönüllerde aşk..
Dili gönlü tutuk olmak
Bilinmezki sen onu bir limanda
Beklerken sessiz çaresiz
O başka bir limanda dolaşır
Bir gün o seni bulmak isterken
Ne limanı bulabilir nede seni
Kendi yureğine sözu geçmezken
Gönlünün klavuzunu kaybetmiş habersiz
Şansın varsa
bir bakmışsın yolun..
Hüzne çıkmayan yollara çıkmış…

Bana aşktan hiç söz etme
Sen sevmeyi ne bilirsin
Bir aşk için ölesiye
Beklemeyi ne bilirsinDüşündükçe içim yanar
Ders vermemiş sana yıllar
Taştan farksız kalbin mi var
Özlemeyi ne bilirsinNe gezer ki sende vefa
Aşk nerede sen nerede
Merhametsiz gecelerde
Yalnızlığı ne bilirsinSana kandım bunca zaman
Senden eyvah senden aman
Alev alev duman duman
Tutuşmayı ne bilirsinAldanmaktan yoruldun mu
Acılarla yoğruldun mu
Hiç sırtından vuruldun mu
İsyanları ne bilirsin
Ne bilirsin yağmur olup
Çağlamayı ne bilirsin
Kahkahalar savururken
Ağlamayı ne bilirsin
Sen Ve Gİzlİ Bİr UyaniŞ Sana uyandım yine bugün….
Gözümü açtığımda, hayalin vardı yatağım bir ucunda
Öyle masum, öyle içten bir halin vardı ki,
Bakmaya bile kıyamadım…..
Oysa ne çok Tutmak istedim ellerini,
ve ne çok sarılmak istedim o hayaline….
Ama korktum, seni bir kez daha yitireceğim kaybedeceğim diye korktum
Tutamadım, yaklaşamadım yanına bile
sen yeter ki yanımdan gitme diye
Özlemişim seni biliyor musun?
görünce anladım ,Yüreğim ısınınca,
hayalin karşımda öyle dikili durunca anladım
Gece uzaktı oysa…
ne kadar bakarsam sana,
o kadar kaybolacaktım yanında
sesin karışsın istedim her bir kelimeme
isyan olsun istedim
seninle de, sensizde gecen, her gün her gece
kim bilir beklide bu yüzden istedim çok
önce ben seni unutmayı
belki de bu yüzden git diyemedim sana
ben kendim gitmeden önce sen ki,geceler boyu hasretine sarılıp uyuduğum
sen ki,bütün sevgilerin üzerine koyduğum,
sevdiğim…
kim bilir, kaç aralık sabahını daha yaşatacaksın bana
kim bilir, kaç sabahıma daha misafir olacaksın öyle usulca
kim bilir, hangi rüya beni sana, seni de bana getirecek..
hiç bilmiyorum…..
oysa bakıyorum da, özlemin ağır basmış içime
sesim ondan çıkmamış
dokunmak isterken bile dokunamamışım
ellerim kanamış, ellerim ağlamış
‘kime’ yada ‘neye’ isyan bu bilmiyorum
bildiğim tek bir şey var
ben her sabah seni aynı yerde görüyorum
o yüzden değişmiyorum bile çarşaflarımı
kokun gitmesin, izin silinmesin diye oradan
zamanla alışıyorum galiba seninle olmaya
yokluğunu bile getirmiyorum aklıma
hatta yok olabilme ihtimalini bile düşünemiyorum
ne garip değil mi?
ellerin yok,yüzün yok,tenin yok, bedenin yok….
Ama ben seni bu yoklar içinde bile
varmışsın gibi yaşatıyorum
Aslında hiç olmadığın kadar oluyorsun o an yanımda
Ve ben o sureti bile seviyorum aslında yanımda
Hadi şimdi hazırlan gitme vakti
Karanlık yüzünü göstermeye başladı bile
Giderken bi sarılsam sana diyorum ama olmuyor…
Hadi git şimdi durma git…
Ama yarın yine gel sabahıma…
Ben yine seninle uyanacağım sabaha
Ve sen yine benimle olacaksın karanlığa inat dünyamda
Hadi git şimdi git…..tek bir kelime söyle ve git
Yarın görüşmek üzere……seni seviyorum












Yorum yazın